Bugün: 11. 03. 2026
Kutsal Kitap okuma planı: SABAH
Çıkış 21:1-36
1 - İsrailliler'e şu ilkeleri bildir
2 - İbrani bir köle satın alırsan, altı yıl kölelik edecek, ama yedinci yıl karşılık ödemeden özgür olacak.
3 - Bekyar geldiyse, yalnız kendisi özgür olacak; evli geldiyse, karısı da özgür olacak.
4 - Efendisi kendisine bir kadın verir ve o kadından çocukları olursa, kadın ve çocuklar efendisinde kalacak, yalnız kendisi gidecek.
5 - Ama köle açıkça, 'Ben efendimi, karımla çocuklarımı seviyorum, özgür olmak istemiyorum' derse,
6 - efendisi onu yargıç huzuruna çıkaracak. Kapıya ya da kapı sövesine yaklaştırıp kulağını bizle delecek. Böylece köle yaşam boyu efendisine hizmet edecek
7 - Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.
8 - Efendisi kızla nişanlanır, sonra kızdan hoşlanmazsa, kızın geri alınmasına izin vermelidir. Kızı aldattığı için onu yabancılara satamaz.
9 - Eğer cariyeyi oğluna nişanlarsa, ona kendi kızı gibi davranmalıdır.
10 - Eğer ikinci bir kadınla evlenirse, ilk karısını nafakadan, giysiden, karılık haklarından yoksun bırakmamalıdır.
11 - Eğer bu üç hakkı ona vermezse, kadın karşılıksız özgür olacaktır
12 - Kim birini vurup öldürürse, kendisi de kesinlikle öldürülecektir
13 - Ama olayda kasıt yoksa, ona ben izin vermişsem, size adamın kaçacağı yeri bildireceğim.
14 - Eğer bir adam komşusuna düzen kurar, kasıtlı olarak saldırıp onu öldürürse, sunağıma bile kaçmış olsa, onu çıkarıp öldüreceksiniz.
15 - Kim annesini ya da babasını döverse, kesinlikle öldürülecektir.
16 - Kim adam kaçırırsa, onu ister satmış olsun, ister elinde tutsun, kesinlikle öldürülecektir
17 - Annesine ya da babasına lanet eden kesinlikle öldürülecektir.
18 - Kavga çıkar, bir adam komşusuna taşla ya da yumrukla vurur, vurulan adam ölmeyip yatağa düşer,
19 - sonra kalkıp değnekle dışarıda gezebilirse, vuran adam suçsuz sayılacaktır. Yalnız yaralının kaybettiği zamanın karşılığını ödeyecek ve tamamen iyileşmesini sağlayacaktır.
20 - Bir adam erkek ya da kadın kölesini değnekle döverken öldürürse, kesinlikle cezalandırılacaktır.
21 - Ama köle hemen ölmez, bir iki gün sonra ölürse, köle sahibi ceza görmeyecektir. Çünkü köle onun malı sayılır.
22 - İki kişi kavga ederken gebe bir kadına çarpar, kadın erken doğum yapar ama başka bir zarar görmezse, saldırgan, kadının kocasının istediği ve yargıçların onayladığı miktarda para cezasına çarptırılacaktır.
23 - Ama başka bir zarar varsa, cana karşılık can
24 - göze karşılık göz, dişe karşılık diş, ele karşılık el
25 - ayağa karşılık ayak, yanığa karşılık yanık, yaraya karşılık yara, bereye karşılık bere ödenecektir
26 - Bir adam erkek ya da kadın kölesini gözüne vurarak kör ederse, gözüne karşılık onu özgür bırakacaktır.
27 - Eğer erkek ya da kadın kölesinin dişini kırarsa, dişine karşılık onu özgür bırakacaktır
28 - Eğer bir boğa bir erkeği ya da kadını boynuzuyla vurup öldürürse, kesinlikle taşlanacak ve eti yenmeyecektir. Boğanın sahibi ise suçsuz sayılacaktır.
29 - Ama saldırganlığı bilinen bir boğanın sahibi uyarılmasına karşın boğasına sahip çıkmazsa ve boğası bir erkeği ya da kadını öldürürse, hem boğa taşlanacak, hem de sahibi öldürülecektir.
30 - Ancak, boğanın sahibinden para cezası istenirse, istenen miktarı ödeyerek canını kurtarabilir.
31 - Boğa ister erkek, ister kız çocuğunu öldürsün, aynı kural uygulanacaktır.
32 - Eğer boğa bir erkek ya da kadın köleyi öldürürse, kölenin efendisine otuz şekel gümüş verilecek ve boğa taşlanacaktır
33 - Bir adam bir çukur açar ya da kazdığı çukurun üzerini örtmezse ve çukura bir boğa ya da bir eşek düşerse,
34 - çukuru kazan hayvanın bedelini ödeyecektir. Parayı hayvanın sahibine verecek, ölü hayvan kendisinin olacaktır.
35 - Bir adamın boğası komşusunun boğasını yaralar, yaralı boğa ölürse, sağ boğayı satıp parasını paylaşacak, ölü hayvanı da bölüşeceklerdir
36 - Eğer boğanın saldırgan olduğu ve sahibinin ona sahip çıkmadığı biliniyorsa, boğaya karşılık boğa verecek ve ölü hayvan kendisine kalacaktır
Luka 24:1-52
1 - Ama haftanın birinci gününde, gün doğarken, erken erken mezara gittiler. Yanlarına hazırladıkları ot kökler de aldılar.
2 - Gördüler ki, taş mezarın ağzından yuvarlanıp uzakta dururdu.
3 - Ama ne vakıt içeri girdiler, ölüyü bulamadılar.
4 - Bu meseleye şaşıp dururken, işte, yanlarında iki adam durdu. Çok şıllak rubalar giyimişlerdi
5 - Kadınlar korku içinde yüzlerini yere çevirdiler, öyle durdular. Adamlar onlara dedi: "Nasıl oluyor da, diri Olanı ölülerin arasında arıyorsunuz?
6 - O burada değil. Hatırlarsınız, O daha Celile'de iken size nasıl söylemişti.
7 - İnsanoğlu lazım idi, kötü adamların ellerine verilsin, haça gerilsin ve üçüncü gün yeniden dirilsin."
8 - O zaman İsa'nın sözlerini hatırladılar.
9 - Mezardan dönünce bütün bu meseleleri onbirlere ve öbür bütün öğrencilerine anlattılar.
10 - Ve bunları apostollara anlatan Mejdelli Meryem, Yoana, Yakub'un anası olan Meryem ve onlarla beraber olan öbür kadınlar idi.
11 - Ama bu sözler onlara boş bir masal gibi geldi, hiç de inanmadılar.
12 - Petrus gene de kalkıp koşarak mezara gitti. Eğilip içeri bakarken gördü ki, sargı bezleri bir kenarda ayrı dururdular. 'Acaba ne oldu' diye merak ederek eve döndü.
13 - Tam o günde öğrencilerin ikisi Emayus adında bir köye gittiler. Yeruşalim'den aşağı yukarı on kilometre uzakta.
14 - Bütün bu meseleleri aralarında konuşurdular.
15 - Onlar birbirleri ile konuşup taşınırken, İsa'nın ta kendisi yaklaştı, onlarla beraber yürümeye başladı.
16 - Ama onların gözleri öyle oldu ki, Onu tanıyamadılar.
17 - İsa onlara sordu, "Nedir böyle yürürken yaptığınız bu muhabet?" Onlar da durup üzgün, üzgün baktılar.
18 - O vakıt Kleopas adında onların biri Ona cevap verip dedi: "Yeruşalim'e gelen bütün ziyaretçilerden bir tek sen mi bilmiyorsun orada olan meseleleri?"
19 - O da onlara "Hangi meseleler?" diye sordu. Ona dediler, "Hani Nasıralı İsa'dan için. O, hem işlerinde hem de sözlerinde, hem Allahın, hem de bütün halkın önünde kuvvetli bir peygamber idi.
20 - Ve duymadın mı, Allahevinin güdücüleri ve halkımızın akıldanecileri Ona nasıl ölüm cezasını verip haça gerdiler.
21 - Ama biz umut etmiştik ki, İsrail'i O kurtarsın. Evet öyle, hem de bunlar olalı üç gün oldu.
22 - Bununla yetmezmiş gibi, bizim aramızdan bazı kadınlar da bizi şaşırttı. Bu sabah erkenden mezarda idiler.
23 - Ama Onun ölüsünü bulamamışlar. Dönüp dediler ki, bir görüntüde melekler görmüşler. Kadınlara demişler, 'İsa yaşıyor'.
24 - Bizimle beraber olan birkaç kişi mezara gitti ve kadınlar nasıl anlatmışlarsa, aynı öyle buldular. Ama İsa'nın kendisini görmediler."
25 - Ama İsa onlara dedi: "Ey siz akılsız adamlar! Peygamberlerin söylediklerini yürekten çok zor inanıyorsunuz!
26 - Hani Mesih, lazım değil mi idi, bu şeyleri çeksin de öyle şanına girsin?"
27 - Sonra Musa ve bütün peygamberlerden tutup bütün Kutsal Kitap'ta kendisinden için ne kadar şeyler yazılmışsa, onlara açıklamaya başladı.
28 - Böylelikle gideceği köye yakınladılar. Ama İsa kendini sanki daha öteye gidecekmiş gibi yaptı.
29 - Onlar da İsa'yı zorladılar. Dediler: "Bizimle kal, çünkü akşam oluyor, gün bitmek üzere." Öylelikle içeri girip onlarla beraber kalacaktı.
30 - Ve birlikte sofrada otururken, ekmeği alıp onun üzerine şükran duasını yaptı, onu kırdı, sonra onlara verdi.
31 - O vakıt onların gözleri açıldı, Onu tanıdılar. Ama İsa onların gözleri önünde kaybolup gitti.
32 - Birbirlerine dediler, "O bizimle yolda konuşurken, bizim için Kutsal Kitabın anlamını açarken, içimizde yüreklerimiz yanardı, değil mi?"
33 - Onlar da aynı saatte kalkıp Yeruşalim'e döndüler. Onbirleri ve onunla beraber olanları toplanmış buldular.
34 - Dediler: "Rab sahiden de dirildi ve Simun'a göründü."
35 - Sonra onlara anlattılar, yolda iken neler oldu, ve ekmek kırarken onu nasıl tanıdılar.
36 - Onlar bu meseleleri anlatırken, İsa'nın ta kendisi birdenbire onların ortasında durup, "Size barış olsun!" dedi.
37 - Ama onlar sandılar ki, bir ruh görmüşler. Şaşıp kaldılar ve çok korktular.
38 - İsa onlara dedi: "Ne için sıkılıyorsunuz? Niye yüreklerinizde şüpeler ortaya çıkıyor?
39 - Ellerime, ayaklarıma bakın: işte benim. Bana dokunun, bakın. Bir ruhun eti ve kemikleri yoktur, ama görüyorsunuz bende var."
40 - Bunları söyledikten sonra, onlara ellerini ve ayaklarını gösterdi.
41 - Onlar hâlâ sevinçten iman edemediler, şaşıp kaldılar. O zaman onlara sordu: "Burada yiyecek bir şeyiniz var mı?"
42 - Ona biraz kızarmış balık verdiler.
43 - Onu alıp onların gözlerinin önünde yedi.
44 - Sonra onlara şunu dedi: "Daha sizinle beraber iken bu aynı sözleri size söyledim: benden için Musa'nın kitaplarında, peygamberlerin kitaplarında ve Mezmurlar kitabında ne yazılmışsa, lazım hepsi yerine gelsin."
45 - Ondan sonra onların zihinlerini açtı, Kutsal Kitabı anlasınlar diye.
46 - Ve onlara dedi: "Kutsal Kitap'ta şöyle yazıyor: Mesih acı çekeceydi ve üçüncü gün ölülerden dirileceydi.
47 - Onun adında tövbe ve günahların affı ilan edilsin, Yeruşalim'den başlayarak bütün milletlere kadar.
48 - Siz bu şeylerin şahitlerisiniz.
49 - Ve işte, Babamın söz verdiği şeyi size gönderiyorum. Ama size yukarıdan kuvvet verilecek. O vakıta kadar bu kasabada kalın."
50 - Sonra onları dışarı çıkarıp Beytanya'ya kadar götürdü. Ellerini kaldırıp onları mubarekledi. Onları mubareklerken onların yanından ayrıldı, göke çekildi.
51 - Onlar da İsa'ya taptılar, Yeruşalim'e büyük bir sevinçle döndüler.
52 - Hep Allahevinde bulunurdular ve Allahı överdiler